En Güzel Sevgililer Günü Hediyesi

En Güzel Sevgililer Günü Hediyesi

14 Şubat Sevgililer Günü ’ne  tam bir hafta kalmıştı. İçten içe meraklanıyordu Duru. Ama eşine heyecanını belli etmemek için serin kanlılığını da korumaya çalışıyordu. 10 kusur yıl olmuştu evleneli. Bu kadar uzun bir süreçte aşk yerini sevgiye, alışkanlığa bırakmıştır diyordu eşi dostu. Hak veriyordu bazen. Ama bazen de içi kıpır kıpır oluyordu sevdiğine karşı. Akşamları kapının şıkırdısını duyduğunda yüreği hop hop ediyordu. Varlığı ona huzur veriyordu. Uykurken gecenin sessizliğinde hissettiği  nefesi ona güven veriyordu. Birlikteliğine en ufak bir tehdit algılasa atmaca kesiliyordu. Sadece alışkanlık olamazdı hissettikleri. Aşk da vardı içerisinde, çıtır çıtır yanan ateş misali. Bazen parlıyor tavan yapıyordu. Bazen de içten içe yanıyordu. Eşine göre bu tip günler ticari amaçlı, uydurulmuş bir safsatadan ibaretti. Herkesin kutladığı bir gün onlar için nasıl özel bir gün olurdu ki. Valentin’in özel günüydü olsa olsa. Haklıydı aslinda. Ama yine de içten içe bekliyordu. Ufak bir sürpriz, insanın sevildiğini, değer verildiğini hissettirek ufak bir hediye. Varsın maddi değeri olmasın. Varsın çok zekice tasarlanmış olmasın. Abarttıkça abartmışlardı şu sevgililer günü olayını. Yok yollarına mumlar döşeyin, kırmızı halılar serin, yok Taksim’in orta yerinde  panoya onu sevdiğinizi yazdırın, yok bilmem kaç bin kişilik tribunde aşkınızı haykırın vs vs.  ”En Acayip Sevgililer Günü Sürprizi Benimki Olmalı”  yarışması  yapılsa ancak bu kadar olurdu. Oysa onun istediği bu değildi. Varsın 70 Milyon bilmesin eşinin onu hala ilk günki gibi sevdiğini. Ben bilsem yeter  diyordu. Kadınlık dürtüsü işte, yine de bekliyordu. Samimi, içten, sıcacık bir sürpriz. Yıllar yılı öğrenmişti bazı şeyleri. Ne kadar çok beklenti, o kadar çok hayal kırıklığı, o da bir o kadar mutsuzluk demekti. Anti-polyanacılık yapmaya hiç gerek yoktu. İyisi mi herhangi bir beklentiye girmemekti.

Günler bu gelgitlerle birbirini kovaladı.  Valentin’in 14 şubat günü gelip çattı. Sabah kalktığında her ne olursa olsun üzülmeyeceğim diye söz verdi kendi kendine. Ufacık bir hediyesizliğin  mutluluğuna gölge düşürmesine izin veremezdi. Yakışmazdı bu ona. Sıradan bir gün gibi koşturdu yine. Evini derledi topladı, akşama güzel bir yemek yaptı. Birkaç dostu ile telefonda konuştu. Anne babasının sevgililer gününü kutladı. Telefonda annesine babasının ne aldığını sordu. Annesi dedi ki “Kızım bize her gün sevgililer günü, ne hediyesi. Sabah kalkınca sarıldık birbirimizin gününü kutladık o kadar”. Görmüş geçirmiş bir kadındı  annesi. Utandı bir an. Annesinin kızıydı o da. Yakıştıramadı kendine.  Bertaraf etti bir haftadır elma kurdu gibi kafasını yiyen gelgitlerini. Saat 5 e geliyordu. Telaşşa pilavını yetiştirmeye çalışıyordu. Birazdan çocuklar okuldan gelir, yemek hazır ve nazır olmazsa  abur cubura dalarlardı. Saatin geçtiğini fark etmedi bile. Pilavın altını kapatır kapatmaz, pencereden servisin yolunu gözleme başladı. Ha geldi ha gelecek. 15 dakika gecikmişlerdi. Hemen servis şöförünü aradı. Servis şöförü çocukları eşinin aldığını söyledi.  Telaşa kapıldı birden, cebinden eşine ulaşmaya çalıştı. Mutlaka haber verirdi. Nerden çıkmıştı şimdi. Cep telefonuna ulaşılamıyordu. İyice heyecan yaptı. Servis şöförünü tekrar aradı. Gerçekten eşim aldı değil mi? Adam büyük bir kararlılıkla “Evet” diyordu. Bu arada tane tane dagılsın diye pilavı tekrar karıştırdı, kapağını kapattı. Eşinin cebine ulaşmayı tekrar denedi. Aklından bin türlü senaryo geçiyordu. Tekrar aradı. Yok, ulaşılamıyordu. Acaba cep telefonundan önce insanlar ne yapıyormuş diye düşündü. Tekrar aradı. Yüreği hop hop ne yapacağını düşünürken kapı çaldı. Hışımla açtı kapıyı. Eşi gelmişti vakitsizce. Normalde saat 7 gibi gelirdi. Farkında değildi gerçi. Hoşgeldin bile demeden çocukları sordu kocasına. “Dur heyecan yapma, çocukları babaannesine bıraktım, çok özlemişler” dedi. Hala jeton düşmüyordu. Köşelimiydi ne.:) Annelik hali işte. Çocuklarım olmadan asla modundaydı yine. Babannelerinde, güvendeydiler. Yemeklerini güzelce yedirir diye düşündü. Yüreğine soğuk sular serpilmişti. Kocasının elindeki çiçekleri sonradan fark etti. Bir an içinden geçirdi. Sanırım bu sefer farklı olacak dedi. Eşiyle birlikte çocuksuz, hır gürsüz, hoplama zıplamasız, yemeğini ye, odevini yap sız güzel bir akşam geçirdiler. Kazaya kurban gider diye yakamadıkları yıllanmış mumlarını yaktılar. Baş başa yemek yediler. Bu değişiklik her ikisine de çok iyi geldi. Birbirleriyle sohbet etmeyi, baş başa vakit geçirmeyi ne kadar çok özlediklerini düşündüler.

Çok mutluydu. İstediği buydu işte. Gecenin sonunda onu bir sürpriz daha bekliyordu.  Eşi, “Koca bir 10 yılı paylaştık seninle, bana dünyalar tatlısı çocuklar, sımcıcak bir yuva verdin. Benim için çok değerlisin birtanem. 10. Sevgililer günümüz kutlu olsun. ” deyip cebinden kırmızı kalp şeklinde minik bir kutu çıkardı. İlk evlendiklerinde alamamışlardı. Ama o da pek dert etmemişti bunu. Ama hep özenmişti arkadaşlarına. Eşi, yavaşça taktı parmağına. Işıl ışıl parlıyordu. Bir an bu taşların hangi koşullarda çıkarıldığını okuduğu makale geldi aklına. Hemen kovdu geri. Hiçbir şey bu anı lekelememeliydi. Çok beklemişti çünki. Hatta unutmuştu. Ama şimdi 70 Milyona aşklarını haykırırcasına, tüm asaleti ve ışıltısıyla parmağında duruyordu tektaş pırlantası. Nelere kadirsin sen diye düşündü. Kocasının yanağına içten bir teşekkür öpücüğü kondurdu.

Bir buket çiçek de onu çok mutlu edecekti kesin, ama böylesine de itirazı yoktu :)

Zaten en güzel hediye, hediye alınmış olmaktı.

Sevgililer gününüzü şimdiden kutlarım.

Ayşem Andaç

10 Ocak 2010

Paylaş FriendFeed'de Paylaş

bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark bookmark
tabs-top


6 Yorum »

  1. BETUL CENGIZOGLU diyor ki:

    ÇOK HARİKA BİR HİKAYE BU ŞEKİLDE SEVGİLİLER GÜNÜ KUTLAYAN İNSANLAR VARDIR YA DA YOKTUR BİLEMEM AMA BİR İNSANA SÖYLEMEDEN HİSSETİREBİLMEK VE O HİSSETTİKLERİNİ YAŞATABİLMEK KADAR GÜZEL BİRŞEY OLMASA GEREK.TEK TAŞTA DEĞİL MARİFET MARİFET SEVDİĞİNİN GÖZLERİNDE HİSLERİNİ GÖREBİLMEK VE BUNU KARŞILIKLI PAYLAŞABİLME…BEĞENDİM
    ANLATIMI GÜZEL HİKAYEYİ RESMEDEBİLDİM.TEBRİKLER

    comment-bottom
  2. Zehra diyor ki:

    Sevgili Ayşem, çok güzel bir yazı olmuş, ellerine sağlık. Bence sen editörlüğe oynuyorsun. Güzel de olur. Yolun açık olsun. Sevgiler.

    comment-bottom
  3. ilknur diyor ki:

    Cok guzel olmus Aysem :-) Sen bu bilgisayar falan islerini birakip yazarliga basla bence.
    Yazilarinin devamini bekliyorum

    comment-bottom
  4. Merve diyor ki:

    Merhaba Ayşem hanım,

    Çok güzel bir hikaye olmuş, dışarıdaki soğuğa inat içimizi ısıttı, duygularımıza decoder vazifesi gördü. Yüreğinize elinize sağlık. Yazılarınızın devamını merakla bekliyor olacağız.

    comment-bottom
  5. Soley diyor ki:

    Selam Ayşem,
    Çok samimi ve güzel bir hikaye olmuş :)
    Nice güzel hikayelerini bekliyoruz…

    comment-bottom
  6. suna diyor ki:

    ablacım artık bir tek taşınmı var ne güzel:)
    öpüyorum duygularını ne güzel yazmışsın

    comment-bottom

Bu yazıya yapılan yorumlar için RSS beslemeleri. Geri İzleme URL'si.

Yorum Ekle

Improve the web with Nofollow Reciprocity.